AnasayfaMakalelerSample Data-ArticlesTÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK JEOTERMAL PARKI

TABAKHANELER BÖLGESİ TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK JEOTERMAL PARKI OLSUN

 Şehrimizin en değerli bölgesi olan Sıcaksu(Tabakhaneler)Bölgesi ile ilgili geçtiğimiz yıllarda ilk hazırlanan projeyi inceledikten sonra  çok daha iyi bir proje ile Tabakhaneler Bölgesi Dönüşüm Projesi'nin Bursa için tarihi bir fırsat olduğu düşünmeye başladım.Üzerine gittikçe kendi içimde bir sonuç alabilme çabasına dönüştürdüğüm ve parti karar vericilerimiz ve büyükşehir belediye başkanımız başta olmak üzere birçok paydaşla görüşerek projenin yeniden ele alınması ve uzun vadeli bir master planı dahilinde etraflıca düşünerek karar verilmesi gerektiğini savunmuştum.2007 yılında şehrimizin en değerli bölgesi olan Sıcaksu Tabakhaneler bölgesinin Kentsel Dönüşüm Alanı ilan edilmesine rağmen 7 yıldır bir türlü çözüme kavuşturulamayan ve halen bir çöküntü alanı olarak kalan bölge verilecek stratejik bir kararla Bursa’mızın ve Türkiye’nin çok prestijli bir projesi özelliğini kazanabilir.Gelinen noktada 400’e yakın hak sahibinin artık eşsiz güzelliklere sahip bu kentin  menfaatini de göz önünde bulundurarak bir karar vermeleri hepimizin ortak beklentisi olmalıdır diye düşünüyorum.Hatta kalıcı bir çözüm adına ise gerekirse Büyükşehir Belediyemizin hak sahiplerinden bu yerleri satın alarak tarihi bir karara imza atması  da bir Bursa’lı olarak beni ayrıca heyecanlandırdığını çoğu kez dile getirmiştim.

En son geçen ay parti meclis grup toplantımızda da yetkisi Büyükşehir Belediyemizde olan proje ile ilgili olarak bu konuyu yeniden ele alıp fazla geç kalmış olmadan mutlaka bu fırsatı değerlendirmemiz gerektiğini ayrıca savunmuştum.Ayrıca bu konuda karar vericilerimize “TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK JEOTERMAL PARKI”sloganı ile yola çıkıldığında böyle bir proje için Başbakanımızın özel desteğinin yanı sıra Turizm,Çevre,Sağlık hatta oluşturacağı doğrudan ve dolaylı istihdam nedeniyle ÇSGB bakanlıklarından alacağımız destekle proje çok kısa bir süre içerisinde amacına ulaşarak uluslararası bir kimlik kazanabileceğini ayrıca belirttim.Rezerv durumuna göre konut ısıtma,sağlık turizmi başta olmak üzere bu proje sayesinde kaplıca turizmindeki başkalarına teslim ettiğimiz liderliğimizi de yeniden kazanabileceğimizi belirtmiştim.Bursa ekonomisine katkısı da dahil olmak üzere birçok başlıkta çok değerli katkıları olacak bu proje de aslında bir sosyolog olarak beni en çok heyecanlandıran ise yıllardır hedeflenen seviyeden çok uzak olduğumuz“bir turistin Bursa’daki konaklama süresini”arttırmaya yönelik katkısıdır.

Tüm bunlardan hareketle bir düşünsel altyapının teşviki ile “Tabakhaneler Bölgesi Dönüşüm Projesi”'nin Bursa için tarihi bir fırsat olduğunu düşünerek “TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK JEOTERMAL PARKI OLSUN” proje önerimi Ankara'ya kadar ulaştırmıştım.Konu ile ilgili olarak geçen ay bir vesile ile büyükşehir belediyemizin üst düzey bürokratlarından biriyle yaptığım şifai görüşmede projede bu yönde bir revizyona gidildiğini öğrendim ve inanılmaz mutlu oldum.Zira alınan bu karar yerel yöneticilerimiz tarafından son yıllarda Bursa adına en iyisini arama çabalarının bir göstergesiydi.Demek ki birçok projede bu ve benzeri önerilerle çok daha değerli ve prestijli projeleri şehrimize kazandırabiliceğimizi görmüş olduk.Öyle ya insanımızın yaşam kalitesini arttırma çabaları ve Yaşanabilir Kentler üretme adına bunlar gelişimimizin birer göstergesiydi.

Değerli dostlar,kıymetli paydaşlar,saygıdeğer Bursa'lı hemşehrilerim bu konudaki fikri mücadelem ve çıkış noktam birçok projede olduğu gibi bu projede de anlaşılır bir ifade ile “KİŞİNİN RANTININ KENTİMİZİN RANTININ ÖNÜNE GEÇMESİ” meselesi idi.Dönem itibariyle Belediye Meclis Üyesi olarak yerelde siyaset yapan ve tüm enerjimizin yerele,kentimize harcanması gerektiğini savunan birisi olarak kent merkezindeki 50 yıllık bu kötü manzarının izlerinin anca böyle bir proje ile "TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK JEOTERMAL PARK PROJESİ"ile silinebileceğini  savunuyorum.Bundan 30 sene öncesine kadar günübirlik kaplıca turizm şehri iken bugün bunun yeniden kazanılması adına somut hiçbir şeyin yapılmıyor olmasının sebebini araştırdığımız zaman Bursa’daki bu önemli kaynağın önceki yerel yönetimlerin inisiyatifi ile maalesef ama maalesef sınırlı sayıda 3-5 büyük baş işletmeciye ve otelciye peşkeş çekildiğini müşahede ediyoruz.

Akıl ve bilimin popilizmi yendiği bir dönemde bizler biliyoruz ki sayısal verilerin ve bilimin karşısında rasyonel olmayan hiçbir fikir görüş kabul görmeyecektir.Bursa’da yapılan teknik ve bilimsel çalışmaların sonuçlarının yanı sıra deprem kuşağındaki ülkemizin 1.derece deprem bölgesi olan Bursa’mızda sıcak suyun varlığı ve jeotermal Uludağ'ın varlığı kadar bir gerçektir.Tıpkı yer üstündeki tarihi değeri kadar yer altı kaynak zenginliği gibi benzeri değerlerin farkındalığı ile Bursa'mızın Türkiye'nin pazarlayabileceği bir marka olma potansiyeli hepimize heyecan vermeli ve harekete geçirmelidir.

Yine bu konuda “KENTSEL DÖNÜŞÜM olarak kanun adını  bile yanlış telaffuz ettiğimizi düşündüğüm 6306 sayılı AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ kanununun aslında bir süreci kapsayan iyileştirme ve dönüştürme projesi olduğunu unutmamalıyız.Bursa’nın sanayileşme sonrası kentleşmeye çalışan bir şehir olduğunu ve en iyi çözümün insanlarımızın yaşam kalitesini arttıracak YAŞANABİLİR ALANLAR üretmek olduğunu savunmamız gerekir.

Değerli dostlar nasıl ki ülke çıkarları adına devletin menfaati her şeyden ali ise yaşadığımız şehrin de menfaati de şahsın rantının menfaatinin önüne geçmelidir.Meseleyi sosyolojik açıdan el alacak olursak unutmayalım ki;"SAĞLIKSIZ KENTLER SAĞLIKSIZ NESİLLER DEMEKTİR".Ayrı bir başlıkta ele alacak olduğum GÖÇ gerçeğininde bu çalışmalar önündeki en önemli engellerden biri olduğunu unutmayalım.Bursa son 15-20 yıla kadar kendi has yapısı ile asayiş ve yaşam kalitesi olarak HUZUR ŞEHRİ iken bugün aşırı göçün etkisi ile ulusal basında 3. Sayfa haberlerinde yer alması bu konunun önemini ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak;kentimiz adına alacağımız her türlü kararın temel referansını bu düşünce teşkil etmelidir.

Değerli dostlar her proje  maddi değeriyle birlikte sosyal ve manevi yönleriyle de değer üretmelidir.KENTLER SADECE ÜZERİNDE YAŞADIĞIMIZ BİR TOPRAK PARÇASI OLMAYIP UĞRUNA ONLARCA YIL SAVAŞ VERİLMİŞ VE KAZANILMIŞ MEKANLARDIR.Bizler inancımız gereği dinimizin bu konuda da öğretilerini ve tavsiyelerini her konuda olduğu gibi kent yönetiminde de göz ardı etmemeliyiz.”Elinizde bir fidan olduğu halde;kıyametin kopacağını  anlasanız dahi onu dikiniz” diyen bir dinin mensupları olarak hertürlü canlıya,nebatata ve çevreye karşı sorumlu unutmamalı ve müjdeli olduğuna inandığımız bu ruhaniyetli şehre sahip çıkmalıyız...

Kalın sağlıcakla…

 

Fatih ÖREN

Osmangazi Belediye Meclis Üyesi

Uzm.Sosyolog-İşletmeci(Ekonomist)-Yerel Yönetimler Uzmanı

 

 

 

магазин DVD фильмов
Battlefield 4 Beta обзоры, тесты, новости